Ana içeriğe atla

Kedi pansiyonumuza misafir olan Sabun

Sabunun sorununu

Genel olarak hırçın olmayan, sakin, kendini sevdirmeye bayılan, ancak kucağa gelmeyen, masum bir kedidir. Masum olduğu kadar şikâyet olunan bir kedi olmuş. Çünkü Sabun evde her yeri kokutuyor ve çok çirkin bir sesle bağırıyordu.

Sabuna eve uyum eğitimi

Koku bırakma : Yabancı kedilerin olduğu eve giren her kedi, kendini güvende hissettiği her alanı idrarıyla işaretler. Bu işaret ‘Bak! Bu bölgede dolaşıyorum, benden uzak dur, ha!’ anlamı taşır. Kendisi için ise bu işaret, Hansel ile Gratel’in ormana bıraktığı ekmek kırıntılarıyla aynı işlevi görür.
Sabun kedi pansiyonumuzda ona ayırdığımız odaya girer girmez her bölgeyi işaretledi. İşaretlediği yerleri farkeder farketmez buraları temizledik. Her işaretlediği bölgenin yakınına mama koyduk.
Kediler yapı gereği çok titiz hayvanlardır. Temizlik tutumunda nsanlara örnek gösterilnelidir. Özellikle mama yedikleri kapların, mamanın temiz olması önemlidir. İşte bu temizlik tutumlarından faydalanarak Sabun’un idrar bıraktığı her alan temizlendi, yerine mama konuldu. İki gün içinde idrar bırakmayı bıraktı.
Siz pis kokan bir yerde yemek yemek ister miydiniz? O da öyle yaptı. Ya yemekten vaz geçecekti, ya da idrar bırakmaktan vazgeçecekti. Sabun idrar bırakmaktan vazgeçti.
Bağırma huyu : Doğası gereği her kedi Mart ayı geldiğinde ‘Nağu! Nağu!’ diye bağırır. ‘Nağu’ kediler arasında ‘arkadaş olmak istiyorum’ anlamındadır. Kışın bu sesi duymazsınız. Ancak Mart gelip kedilerin kanı ısındığında kedilerin hepsi kendine arkadaş arayacak, sonra da çiftleşecektir. Sabun’un sahipleri herr gün bu sesi dinlemekten rahatsızlık duyuyorlardı. Bu sesi neden çıkarttığını bulduk.
Sabun, diyafram kasları kuvvetli bir kedi. Bağırdığında 70 Desibell şiddetinde bağırabilmektedir. Bu Sabun’un doğasında var. Sesini kısamayız ancak bağırmalarını programlayabiliriz. Çünkü bağırmalarının altında sadece dikkat çekme maksadı var. Pansiyonumuzda kaldığı ilk günden beridir Sabun’un odasına ne zaman girsek sustu ve hemen kendini sevdirmek için yanımıza koştu.
Kedi pansiyonumuz bir apartmanın birinci katındadır. Panziyonumuzun hemen altımızdaki zemin, yani binanın temeli tamamen toprakla doludur. Ayrıca pansiyonumuzun zemini üzerinde parke gibi bir izolatif malzeme kullanmıyoruz. Bu yapı, kedilerinizin dayanılmaz tutum ve davranışlarını düzenlememizde avantajlıdır.
Pansiyonumuza geldiği iki gün boyunca Sabun’un acı acı miyavlamaları vardı. Sabun’un bu sesleri çıkartmasını gerektiren durumları da göz önüne alalım. Sahiplerinden Sabun’un buz dolabının üzerine oturmayı sevdiğini öğrendik. Tabiî olarak kedilerin sıcak yerleri sevdiğini bilirsiniz.
Sabun pansiyonumuzda bu konfordan uzak kaldı. İlk iki gün geçtiğinde kaynayan kanı bize ılındı. Patileri betona bastığı için de vücudundaki elektriği deşarj etti. Bu iki faktör Sabun’un durulmasında etkiliydi. Sonraki günlerde ‘Nağu’ diye bağırmadı.
Evine geri döndüğünde buz dolabının üzerine bir daha çıkmamalıdır. Çünkü pansiyonumuzda kalan Sabun’nun idrar bırakmasına neden olan disiplinleri ortadan kaldırmayı planlıyoruz. Eğer Sabun eski alışkanlıklarını tekrar hatırlatıcı obje ve alanlarla bulunursa yine idrar bırakmaya devam edecektir.
Yetişme tarzından dolayı Sabun için tam bir minder kedisidir diyebiliriz. Kucağına aldırıp kendini sevdirmiyor. Fakat odaya girdiğimizde devamlı sepetinde yatmayı, hamur yoğurup mırmırlamayı tercih ediyor. Çalışma masası yanında ya da televizyon izlenilen yerin yanına sadece Sabun için yapılacak yer, Sabun’un çok hoşuna gidecek. Ayrıca otorite kedinin sahibinde olmalıdır. Bu yüzden kedilerin yaşam alanları, göz hizasının altında olmalıdır. Buz dolabı üstlerinde kedilerin kalması bu yüzden uygun değildir.
Oyun oynatmak için toka, olta, iplik, kutu, kâğıt topağı gibi bir çok objeyle dikkatini çekmeye çalıştık. Bu sayede Sabun’un vakit harcama davranışını düzenlemeyi hedefledik. Sahiplerinden öğrendiğimiz kadarıyla tokalarla oynamaya bayılıyordu. Ancak Sabun’a aldığımız tokalarla oynamadı. Bunun sebebi; kedilerin koku alma özelliğiyle alakalıdır. Yeni aldığımız tokada sahibinin kokusu yoktu.
Kâğıt topakları ile oynatmayı başardıksa da, bu oyundan kolay sıkıldığını gözlemledik. Biz de oyuna dahil olduk. Biz oyuna dahil olunca Sabun oyun için daha fazla zaman harcadı. Bu da bize Sabun’un çığırtkanlığının sebebini gösterdi. Sabun aslında bize ‘Hadi oynayalım, hadi oyunuma katıl!’ diyor, ne dediğini anlamadığımızda da sıkılıp geri sepetine yatıyordu.
Vakit harcama eğilimini düzenlediğinizde kediler idrar bırakmayı keserler. Çünkü idrar bırakma, sahibini protesto etmek, onun dikkatini çekmek için kedilerin yaptığı bir eylemdir.

Evimize idrar ve koku bırakma sorunuyla gelen kedilerde gözlemlediğimiz ortak sorun, onlara vakit ayırma sorunuydu. Bağırma ve idrar bırakma problemi yaşayan kedi sahiplerine, kedileri ile oyun oynamasalar bile kedileri ile aynı odada, birbirlerine bakışarak zaman harcamalarını öneririz. Bu şekilde vakit harcayan kediler, acı acı bağırmıyor ve idrar bırakmıyorlar. Mesela çalışma masanızın yanında bir minder ayarlayabilirsiniz. Ya da oturma odanızda kediniz için bir köşe ayırabilirsiniz.

Calymath
ON-1764




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kedi Sahiplendirme Sözleşmemiz

Kendi kullandığımız sözleşme örneğini ekte verdik. İşinize yarayacağınızı düşünüyoruz.

Kedi Sahiplenme Sözleşmesi.doc

Kedi Sahiplenme Başvuru Formu.doc

Calymath’s Cattery
Calymath


ON-1764,
KAYSERİ, 2017
(Haber değeri yoktur)

Sahipsiz kedileri sahiplendirme sözleşmesi

5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu'na uygun olarak 3 sayfa düzenlenmiş sözleşmeyi bu linkten indirebilirsiniz.
Hayvanları sahiplendirirken kimlik fotokopisi ile ikâmetgâh ilmuhabiri ya da fatura örneği istenmelidir.
Sözleşmenin 1. sayfasında yükümlülükler  ve  şartlar yer alır. 2. sayfasında bilgilendirme metni vardır. 3. sayfa bizim yerli ırk kediler için düzenlediğimiz ek başvurudur. Bu başvuru ekini doldurmak gerekli değil. Ama bu başvuru formu da doldurulursa iyidir.
İndirmek için tıklayın: https://drive.google.com/open?id=1rOlhOgOQzkJaoOlwoqwJPqNzmeR9Uhei
Calymath

Hayvanseverizm akımı ve Zoopolitika

Hayvanseverist yaklaşım

Bu korkunç dünyada masum canlar eziyet ve işkence görüyorlar. Böyle çirkin dünyayı görmemeliler. Bu masum canların eziyet ve işkence görmemelerinin tek yolu onların kısırlaştırılmasıdır.

Hatırlar mısınız? Eskişehir belediyesi geçen sene sayısız güvercine zehirli yem vererek onları katletmişti. O canları hunharca ölmesi bizim gibi hayvan severleri nasılda derinden üzüntüye boğmuştu? Onların yaşamaya hakları yok muydu? Tabiî ki vardı. Peki ya, Kayseri’de öldürülen 1000 tane köpüşün telef edilmesi biz hayvan severleri üzmedi mi? Onlar neden öldürüldü? Bu canların yaşamaya hakları yok muydu? Vardı, değil mi? Ama eziyet görüyorlar işte.

Bazen öyle vahşi insanlar görüyorsunuz ki; oturup üzülmekten başka çareniz kalmıyor. Köpüşleri dövenler, kedicikleri tekmeleyenler, yavrucaklara minnoşlara işkence yapanlar. Hatta biz bir kediye tecavüz edilmek üzereyken kediyi kurtardık. Ne yaparsınız? İçiniz parçalanmıyor mu?

Bu canların eziyet çekmesinin tek sebebi, onların sokağa…