Ana içeriğe atla

Sosyal Medyalardan Bilinçsiz Kısırlaştırma Propagandaları

Alanında Kendini Uzman Sanan
Hayvanseverist Yaklaşımı

Bayan X : Evde  3 kedi besliyoruz. Ayrıca öğrenciyiz. Maddi olarak bakamayız,  yoksa sorun değil. Kimseye de vermek istemeyiz. Durum malum. Madam X : Kısırlaşırsa sorun olmaz.


Akılcı Yaklaşım

Sosyal medyalarda dikkat ederseniz sık sık yardım çağrıları yapılıyor. Hedefine ulaşmayan cevaplardan en acı örneği yukarıda görüyorsunuz. Konuya sadece bu çağrı üzerinden değineceğim.

Bir vatandaş bir kedi buluyor ve bu kediyi sahiplendirecekler. Kedi bakımı için gerek iktisadi gerek gayri iktisadi yardım istiyor. Ancak Madam X’in bulduğu çözüm akıllara şifa niteliğindedir(!). Benim Madam X için bir tavsiyem var. Havyarın porsiyonu 100 €’dan başlıyor. Yani kısırlaştırma ameliyatıyla hemen hemen aynı fiyat. Herhangi bir deniz restorana gidip kendisine bir iyilik yapsın ve bir porsiyon havyar yesin. Ama vatandaşlarımızın hayvanlarını bilinçsiz kısırlaştırmaya teşfik edip, gıdım harçlığını kedisinin havyarıyla beraber çöpe attırmasın.

Konuya geri dönüp konuyu irdeleyelim. Öncelikle Bayan X’in durumunu, sonra da kedilerinin durumunu anlayalım. Sorun nedir?
-Bayan X yeni kediyi sahiplendirmeyecekti. Ancak kendisini zorlayıcı şartların tesirinde hissediyor. Belki; hayvanları ile aralarında duygusal yakınlık var. Devamını dileriz... -Bayan X yeteri kadar geniş bir alanda yaşıyor. Bu nedenle 3 tane kediye bakıyor, ‘4. kediye bakabilirim’ diyor. Yer sorunumuz yok demektir.
-Bayan X’in yaşadığı alanda yaşayan başkaları varsa, anlaşıldığı gibi şikâyetçi değiller.
-Bayan X, ‘dördüncü kediye sorunsuz bakma’ bilgi birikimine sahip olmadığı için internetten yardım istiyor. Dördüncü kediye sorunsuz bakma bilgisine sahip olsa yardım istemeyecek.
-Yardım istediği kritik soruna değinelim; Bayan X bakım masraflarını karşılarken sorun yaşıyor. Alternatifler arıyor. Ya da yeni kediyi sahiplenmeyecek, birisine verecek.

Bir de Madam X ne diyor ona bakalım.
-Kedilerin kısırlaştırılması sonucu para kazanacağını ima ediyor(?). Tabii ki de; böyle bir şey yok. Ama Madam X, Bayan X’i bilinçsiz kısırlaştırmaya teşfik ederek onun üzerinde baskı kuruyor, algı oluşturuyor.

Kısırlaştırmayı biyolojik mücadelenin araştırma konusu olarak değerlendirilmelidir. Yoksa farklı alanlarda değerlendirmek hata olur. Mesela kısırlaştırma Psikolojinin konusu değildir. Kediniz size kızdığı ya da aşık olduğu için kedinizi kısırlaştıramazsınız. Psikiyatrinin araştırma konusu değildir. Kediniz halisülasyon gördü diye kısırlaştırılamaz. Ekonominin konusu değildir. Kediniz çok mama yiyor ve mamalarsa çok pahalı diye kısırlaştırarak masrafları kısamazsınız. Ya da kriminolojinin konusu değildir. Hayvanlar şiddet görüyor diye kısırlaştırılamaz. En doğru araştırma dalı biyolojik mücadeledir. Biz bu gün tarım da biyolojik mücadele için kısır böceklerin kullanıldığını biliyoruz. Bu sayede çiftçilerin mahsulleri korunması ve eko sistemin dengede tutulması hedefleniyor. Üstelik kimyasal ilaçlara bağlılığı tamamen kaldıracak kadar başarılı yöntemdir. Kısırlaştırma bilinçsiz yapıldığında son derece kötü sonuçlar doğurur.

sonuç Madam X’in önermesi olan bilinçsiz kısırlaştırma hayvan sahibinin bütçesine katkı sağlamaz!
Mesela mama fiyatları değişmez. Üstelik kısır kediler için özel hazırlanan mamalar daha lezzetli ve pahalıdır. Kedinin her öğün yediği mama miktarı yine aynıdır. Mesela kum fiyatı da değişmez. Yine aynı miktarda dışkılama yapacaktır. Dökülen yün miktarı değişebilir. Bu değişimin bütçenizi ne kadar etkilediği tartışılır. Aşı masrafları değişmez. ‘Kısırlaşınca hayvanın ölüm yaşı artar’ mı dediniz? Bu itiraz kulağa çok hoş geliyor. Ölüm yaşı arttıkça hayvanların daha fazla sağlık masrafı oluşur. Üstelik ölmeyen her canlı, bir gün kanserden ölecek. Kanser tedavisini göz önünde bulundurmak gerekir. Yani kısırlaştırma ile Madam X’in söylediği gibi masraflar azalmaz, artar. Yazarken o kediye ben üzüldüm. Siz...? Çözüm; Bayan X’in ihtiyaçlarının ucuzlaması, ya  gelirinin artması, ya da Bayan X’e finansal ya da finansal olmayan yardımda bulunulmasıdır. Evde 4 kedi var ve bu kedilerin çiftleşmesi sizin için sorun ise; sorun onlarda değil, sizdedir! 4 kedi nedir yaa! Bir hanede zaten bu kadar kedi bakmak normal değildir. Bayan X acaba neden 3 kedi bakmak zorundaydı ve 4. kediye geçici ikâme veriyordu? Bu sorunun cevabını da anlamamız gerekiyor. Sağlıklı olan; her hanede en fazla eş olmak kaydıyla 2 kedi bakılırmasıdır. Böylece kediniz sosyalleşir, psikolojik olarak güçlü bir kedi olur. Hayvan sahipleri 2’den fazla hayvan bakmak zorunda kalmaları daima kendilerine hem psikolojik hem ekonomik sorunlar yaşatacaktır. Öte yandan evinizi daha fazla hayvan bakmanın sorunlarını önleyici şekilde dekore etmişseniz 4 kedi bile azdır. Yani alternatifleri değerlendirin; eminim daha eğlenceli olacak. Sağlıklı nesillerin devamını dilerim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kedi Sahiplendirme Sözleşmemiz

Kendi kullandığımız sözleşme örneğini ekte verdik. İşinize yarayacağınızı düşünüyoruz.

Kedi Sahiplenme Sözleşmesi.doc

Kedi Sahiplenme Başvuru Formu.doc

Calymath’s Cattery
Calymath


ON-1764,
KAYSERİ, 2017
(Haber değeri yoktur)

Sahipsiz kedileri sahiplendirme sözleşmesi

5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu'na uygun olarak 3 sayfa düzenlenmiş sözleşmeyi bu linkten indirebilirsiniz.
Hayvanları sahiplendirirken kimlik fotokopisi ile ikâmetgâh ilmuhabiri ya da fatura örneği istenmelidir.
Sözleşmenin 1. sayfasında yükümlülükler  ve  şartlar yer alır. 2. sayfasında bilgilendirme metni vardır. 3. sayfa bizim yerli ırk kediler için düzenlediğimiz ek başvurudur. Bu başvuru ekini doldurmak gerekli değil. Ama bu başvuru formu da doldurulursa iyidir.
İndirmek için tıklayın: https://drive.google.com/open?id=1rOlhOgOQzkJaoOlwoqwJPqNzmeR9Uhei
Calymath

Hayvanseverizm akımı ve Zoopolitika

Hayvanseverist yaklaşım

Bu korkunç dünyada masum canlar eziyet ve işkence görüyorlar. Böyle çirkin dünyayı görmemeliler. Bu masum canların eziyet ve işkence görmemelerinin tek yolu onların kısırlaştırılmasıdır.

Hatırlar mısınız? Eskişehir belediyesi geçen sene sayısız güvercine zehirli yem vererek onları katletmişti. O canları hunharca ölmesi bizim gibi hayvan severleri nasılda derinden üzüntüye boğmuştu? Onların yaşamaya hakları yok muydu? Tabiî ki vardı. Peki ya, Kayseri’de öldürülen 1000 tane köpüşün telef edilmesi biz hayvan severleri üzmedi mi? Onlar neden öldürüldü? Bu canların yaşamaya hakları yok muydu? Vardı, değil mi? Ama eziyet görüyorlar işte.

Bazen öyle vahşi insanlar görüyorsunuz ki; oturup üzülmekten başka çareniz kalmıyor. Köpüşleri dövenler, kedicikleri tekmeleyenler, yavrucaklara minnoşlara işkence yapanlar. Hatta biz bir kediye tecavüz edilmek üzereyken kediyi kurtardık. Ne yaparsınız? İçiniz parçalanmıyor mu?

Bu canların eziyet çekmesinin tek sebebi, onların sokağa…