Ana içeriğe atla

Hayvanseverizm akımı ve Zoopolitika


Hayvanseverist yaklaşım

Bu korkunç dünyada masum canlar eziyet ve işkence görüyorlar. Böyle çirkin dünyayı görmemeliler. Bu masum canların eziyet ve işkence görmemelerinin tek yolu onların kısırlaştırılmasıdır.

Hatırlar mısınız? Eskişehir belediyesi geçen sene sayısız güvercine zehirli yem vererek onları katletmişti. O canları hunharca ölmesi bizim gibi hayvan severleri nasılda derinden üzüntüye boğmuştu? Onların yaşamaya hakları yok muydu? Tabiî ki vardı. Peki ya, Kayseri’de öldürülen 1000 tane köpüşün telef edilmesi biz hayvan severleri üzmedi mi? Onlar neden öldürüldü? Bu canların yaşamaya hakları yok muydu? Vardı, değil mi? Ama eziyet görüyorlar işte.

Bazen öyle vahşi insanlar görüyorsunuz ki; oturup üzülmekten başka çareniz kalmıyor. Köpüşleri dövenler, kedicikleri tekmeleyenler, yavrucaklara minnoşlara işkence yapanlar. Hatta biz bir kediye tecavüz edilmek üzereyken kediyi kurtardık. Ne yaparsınız? İçiniz parçalanmıyor mu?

Bu canların eziyet çekmesinin tek sebebi, onların sokağa atılmalarından kaynaklanıyor. Bir heves için canlar petşhoplardan satın alınıyor. Sonra o masum can, ergenliğine gelince sahibine saldırıyor. Sahibine saldıran hayvan sizce evde bakılır mı? Bakılmaz tabiî... Hemen akla gelen çözüm sokağa atmak oluyor.

Herkes yavru köpüş, minnoş istiyor. Öyle değil mi? Neden yavru istiyorlar? Erişkin canlı neden bakmak istemiyorlar? Çünkü erişkinler yeni eve alışmıyor, yeni sahibe alışmıyor, sağa sola işiyor, koku bırakıyor, eşyalara zarar veriyor, falan...

Yavru iken bu tür sorunlar hiç yaşanmıyor. Ama yavruşlar büyüyünce çiftleşmek için vazgeçilmez bir istek duyacak. Bu yüzden sağa sola koku bırakacak. Sokağa kendilerini atmak isteyecekler. Gece sizi uyutmayacaklar. Bas bas bağıracaklar. Sabah işe yorgun gideceksiniz. Gündüzleri agresif ve sinirli olacaksınız. Çünkü uykunuzu alamayacaksınız. Sağlıklı bir uyku uyunmadığı takdirde kendi sağlığınız da bozulacak.

Yavrunuz büyüyünce böyle olacak! Hevesiniz geçecek ve artık o cana bakmacaksınız. Onu sokağa atacaksınız. Sonra sokaktaki hayvanlar onu taciz edecek, onu yaralayacak. Daha önce hiç vahşeti öğrenmemiş ki! Onu hep siz korumuşsunuz. Ne olacak? Vahşeti öğrenmediği için sokak hayvanları o cana kıyacak. Gece uyuyamayacak. Bir anda araba sesleri ile ürperecek. Gündüz karnını doyuramayacak. Daha önce hazır mama yemişti, şimdi çöp kokularına bürünmek zorunda kalacak. Hele bir de şu sokak serserileri yok mu? Elinde bıçakla, sustalıyla, kelebekle gezmeyi marifet sayanlar. Onlara ne demeli? Hayvanları öldürmeyi, yaralamayı, onlara işkence yapmayı marifet zannedenler var ya; işte sokağa salmış olduğunuz canlar bunların eline düşecek.

Çiftleşme arzusu tamamen iç güdüsel bir istek olduğu için hayvanlar bu isteğini insanlar gibi kontrol edemiyorlar. Çiftleşemeyince acı çekiyorlar. Ama bu canlar kısırlaştırılırsa bu sorunların hiç biri yaşanmayacak. Bu yüzden canların eziyet görmemesi için tek yol kısırlaştırmadır!

Kısırlaştırılınca köpüşünüz de, minnoşunuz da sokağa çıkmak istemeyecek. Evinizi pisletmeyecek. Çiftleşemediği için acı da çekmeyecek. Ömrü uzayacak ve daha sağlıklı olacak. Sizinle bir ömür uyum içinde yaşayacak. Hem heves için alınan bir hayvan sokağa salındığında yaşadığı acıyı onun yavruları yaşamayacak.

Hayvanlar neden acı çeksin ki? Onlar da can sonuçta.





Aydınlıkçı yaklaşım

Hayvanseveristlerin ‘canlar, masumcuklar, kedişler, minnoşlar, köpüşler’ gibi yumuşakçalara dahi takılmayan ünvanlarla hayvanları nitelendirmelerine aldanmayın! Hayvanları sevdiklerini iddia edip, onların yok olmaları için çalışırlar. Ajitasyon yaparak duygularınızı sömürürler. Biraz da paranızı...

Sosyal medyalar başta olmak üzere pek çok mecradan vahşet görmüş hayvan videoları yayınlarlar Siz bu videoları izlersiniz. Sonra izleyici trafiğini arttırdığınız için bu hayvanseveristler Google C.O.’dan reklam geliri elde ederler. Siz vahşete üzülürsünüz, onlarsa rant sağlarlar.

Bir takım dernek ve topluluklar kurarlar. Kurulan dernekler gelir elde eder. Bu gelirler sizin hayvanlarınızın sağlıklı gelişimi ve sağlıklı nesiller yetiştirmenizi desteklemek için kullanılmaz. Ama sizin aleyhinizde kullanılabilir. Mesela bir hukuk sorunu yaşadığınızda onlar sizin bağışlarınızla bütün hukuk harcıratlatını karşılarlar, sizinse avukat masrafını karşılayacak durumunuz dahi yoktur. Mahkemeye işiniz düştüğünde tanık dahi çıkartamazsınız, fakat onlar medya ordusunu arkalarına alarak sizin karşınızda dimdik dururlar. Kendi kendinize sorarsınız ‘Ben hayvanseversem bunlar kimdir? Ben hayvan sever değilmişim. O zaman hayvan sevmek nedir?’. Populistik rant sağlama aracı olarak hayvanları alet edinenler, işte bu soruları kendinize sormanızı sağlarlar.

Hayvanseveristlerin en büyük kozu hayvanların gördüğü işkencedir. Bu kozla beslenerek ve yasayı arkalarına alarak hayvanların nesillerini tüketmeye çalışırlar. Onlara bir dizi soru sorarsanız, mesela; ‘hayvanların işkence görmemesi için Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak bir çalışmanız var mıdır?’ sorusuna alacağınız cevap ‘hayır’ olacaktır.

Şiddet eğiliminin temel nedeni saplantı ve hastalıktan çok, aile içi eğitimin olduğu yadsınmaz bir gerçektir. Genç nesiller şiddet eğilimini terkederse hayvanlar eziyet görmezler. Çünkü hayvanların gördüğü eziyetin çoğunu insanların verdiği reddedilmez bir gerçektir. O halde insanların şiddet ve eziyet eğilimini kaldırmak için hayvanseveristlerin bakanlıklarla birlikte yürütecekleri projeler neden yoktur?

Hepinizin ehliyeti var olması gerekiyor. Ya da hepimiz basit anlamda ilk yardım eğitimi almış olmalıyız. Peki, bir yaralı hayvan gördüğünüzde ilk yapacağınız şey nedir? Günümüzde kaç kişinin evinde ilk yardım dolabı var? Kaçınızın ilk yardım planı var? Daha önce hangi hayvanseveristler bu konularda sizde farkındalık oluşturdu?

Farkında mısınız? Evlerimiz hayvan bakmaya değil, çocuk bakmaya dahi müsait değil. Çocuklarınızın aynı hayvanlar gibi coşup eğlenecekleri alanlar kalmadı. Bu cümleyi birinci anlamda kullanalım lütfen! Yanlış anlamaya mahal vermemek için farklı şekilde izah edeyim. Çocuklarımız bağıramıyorlar. Diyafram kasları gelişmiyor. Adrenalin üretme ihtiyacını gideremiyorlar. Yani çocukluklarını yaşayamıyorlar. Sinir ve sitres altında daracık alanlarda büyüyorlar.

Hayvanlara ne oluyor? Havlayan goldenlar sokağa bırakılmak zorunda kalıyor. Öyle değil mi? Komşular rahatsız oluyorlarmış(!). Bu yüzden bir zamanlar para verip aldığınız goldenlar şimdi sokak hayvanı oldular. Bunun sorumlusu hayvan sahipleri değiller! Çünkü Hayvanseveristler hayvan sahipleri için iş başında değiller! Onların hayvanlarının yaşamasına uyumlu evleri inşa etmek için bir arge çalışması yapmıyorlar! Belediyelerle şehir planlaması da yapmıyorlar! Neden?

Şehir planlaması demişken; bildiğimiz gibi geçen sene Kayseri’de 500 kadar kayıtlı köpek uyutuldu. Bu usule aykırı uyutma hakkında soruşturma başlatıldı. Ancak dikkat ettiyseniz hayvanseveristler bu uyutulmayı rant sağlamak için kullandı. Sosyal medyalarda bu 500 sayısı iki ile çarpılarak duyuruldu. Adı ‘1000 tane köpek öldürüldü’ oldu. Peki, uyutulma birden bire mi oldu? Bunun altyapısını kim hazırladı? Bu uyutulmadan en çok hangi dernek, kurum ve kuruluş kazançlı çıktı? Yerel seçimlerle belediye başkanının değişmesinden sonra ‘Belediye zehirledi, belediye hayvanları telef etti’ imajı yaratan hayvanseveristler kim? Yani komployu hazırlayanların planı neydi?

Peki hayvanlar neden sokağa bırakılıyor? Bir hayvan sahibi arkadaşım bana köpeği çalınmadan evvelki yaşadıklarını anlattı. Fabrikası vardı. İflas edince evini satmak zorunda kaldı. Onun çok da güzel bir köpeği vardı. Sırf köpeğin kaldığı odasını görünce kıskanıp köpek olasınız gelirdi. Sonra taşındılar. Komşuları rahatsız oldukları için fabrikasında köpeğine yer yaptı. Sonra köpek çalındı.

İşte bu tarz değişen şartlar ve zorluklar hep insan için. Size insan olarak çözüm üretmek ve karar almak düşer. Ancak hangi hayvanseverist sizin ve hayvanlarınızın mağduriyetini gidermek için tatmin edici çözümler üretiyor?

Bütün çaresizlikleri medyalayan hayvanseveristler, kısırlaştırmayı tek çözüm olarak size sunarlar. Kısırlaştırma taraftarı bu gametofobikler, hayvanların eziyet gördükleri için kısırlaştırılması gerektiğini savunurlar. Bu düşünce aynı uçtukları zaman bayılırsa yere çakılacağından dolayı kuşların kanatlarının kesilmesi gerektiğini savunmak kadar saçmadır. Gametofobiklerin bu çiftleşme korkusu nedendir? ‘Üretme, tüket’ diyen size ne söylüyor olabilir? Çok net söyleyebilirim ki; hayvanların nesillerini çoğaltmamayı, onları korumak zannetmenize seebiyet veren gametofobik hayvanseveristler, bu kısırlaştırma ayağından çıkarı elde ederler!

Türkiye’de 2 milyon ev kedisi, toplam 7 milyon ev hayvanı vardır. Kısırlaştırma ameliyatlarının finansal karşılığına bakılırsa korkunç bir ekonomi dönüyor. Her bir ameliyat 300-500 TL arasında mal oluyor. Bu kısırlaştırma operasyonu geçici değildir. Hayvanı sakatlayarak yapılır. Organları çıkartılır.

Veterinerler ciddi manada gelir elde ettikleri için şimdilik buna karşı gelmiyorlar. Ancak tarihte bir gün kısırlaştırılacak özgür bir hayvan kalmayacak. O zaman tekelci oluşumlar elinde yetiştirdiği çiftleşebilen hayvanlar için lisans satacak. Biri besleme lisansı, bir diğeri üretme lisansı olacak. Üretme lisansına sahip olan hayvanlar üretilecek, yani çiftlikler kurulacak. Yani hayvanseveristlerin bu gün karşı oldukları çiftlikler, o gün geldiğinde onların eliyle kurulacak. O çiftliklerden başka bir yerde üretilen, lisansı olmayan o hayvanları beslemek suç sayılacak. Ama o hayvanlar eskiden benim vatanımda özgürce yaşayan hayvanlardan doğacak.

Veterinerler ise o tekelcilerin eline muhtaç kalacak. Tekelcilerle sözleşme yaptıkları takdirde işletmelerini sürdürebilecek, yahut yok olacaklar. Sonunda françaising sistemiyle işletilen bir veteriner markası doğacak.


İnsan odaklı tüm sorunları gözler önüne serip, insanlığın faydasına çözüm üretmeyen Hayvanseverist akım aracılığı ile empoze edilmek istenen ‘tek çözüm kısırlaştırmadır’ politikası sayesinde; gün gelecek çıplak ayakla bastığınız meralardaki çimler dahi lisanslı, cikciklerini dinlediğiniz özgür kuşların dahi kanatları küpeli olacak. Şayet ‘tek çözüm’ yalanının farkına varmazsanız...


(Haber değeri yoktur)

Calymath
ON-1764, KAYSERİ, 2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kedi Sahiplendirme Sözleşmemiz

Kendi kullandığımız sözleşme örneğini ekte verdik. İşinize yarayacağınızı düşünüyoruz.

Kedi Sahiplenme Sözleşmesi.doc

Kedi Sahiplenme Başvuru Formu.doc

Calymath’s Cattery
Calymath


ON-1764,
KAYSERİ, 2017
(Haber değeri yoktur)

Sahipsiz kedileri sahiplendirme sözleşmesi

5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu'na uygun olarak 3 sayfa düzenlenmiş sözleşmeyi bu linkten indirebilirsiniz.
Hayvanları sahiplendirirken kimlik fotokopisi ile ikâmetgâh ilmuhabiri ya da fatura örneği istenmelidir.
Sözleşmenin 1. sayfasında yükümlülükler  ve  şartlar yer alır. 2. sayfasında bilgilendirme metni vardır. 3. sayfa bizim yerli ırk kediler için düzenlediğimiz ek başvurudur. Bu başvuru ekini doldurmak gerekli değil. Ama bu başvuru formu da doldurulursa iyidir.
İndirmek için tıklayın: https://drive.google.com/open?id=1rOlhOgOQzkJaoOlwoqwJPqNzmeR9Uhei
Calymath