Ana içeriğe atla

takip şartlarımız farklıdır

Bir kediyi sahiplendirdiğinde sahiplendiren takip şartıyla vereceğini söyler ama yeni kedi sahipleri açısından bu biraz taciz gibidir.

 Sahiplendirdikten sonra takip ediyoruz, degil mi? Aslında pek bu şekilde söylenemez. Biraz metodum farklı. Sahiplendirdikten sonra yeni ailelerimi beni takip etmek zorunda bırakıyorum. Öyle olunca daha kolay. Peki bunu nasıl yapıyorum? 

Bloglarda insanlar çok fazla yanlış bilgi veriyor ya, bu bloglar sayesinde bir boşluk yakaladım. Ben kedilerimi sahiplendirdiğim ailelerime danışmanlık ve yardım vaad ediyorum. Hal böyle olunca aileler arama zahmetine katlanmaktansa bana ulaşmayı, bana sormayı tercih ediyor. Şuana kadar akibetinden haberdar olamadığım kedim olmadı. Şuana kadar başarılı, deneysel bir yöntem deniyorum. İnsanlara güven verdiğin zaman, onlar seni takip ediyor. Ama önce insanlara güvenmek gerekiyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kedi Sahiplendirme Sözleşmemiz

Kendi kullandığımız sözleşme örneğini ekte verdik. İşinize yarayacağınızı düşünüyoruz.

Kedi Sahiplenme Sözleşmesi.doc

Kedi Sahiplenme Başvuru Formu.doc

Calymath’s Cattery
Calymath


ON-1764,
KAYSERİ, 2017
(Haber değeri yoktur)

Sahipsiz kedileri sahiplendirme sözleşmesi

5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu'na uygun olarak 3 sayfa düzenlenmiş sözleşmeyi bu linkten indirebilirsiniz.
Hayvanları sahiplendirirken kimlik fotokopisi ile ikâmetgâh ilmuhabiri ya da fatura örneği istenmelidir.
Sözleşmenin 1. sayfasında yükümlülükler  ve  şartlar yer alır. 2. sayfasında bilgilendirme metni vardır. 3. sayfa bizim yerli ırk kediler için düzenlediğimiz ek başvurudur. Bu başvuru ekini doldurmak gerekli değil. Ama bu başvuru formu da doldurulursa iyidir.
İndirmek için tıklayın: https://drive.google.com/open?id=1rOlhOgOQzkJaoOlwoqwJPqNzmeR9Uhei
Calymath

Hayvanseverizm akımı ve Zoopolitika

Hayvanseverist yaklaşım

Bu korkunç dünyada masum canlar eziyet ve işkence görüyorlar. Böyle çirkin dünyayı görmemeliler. Bu masum canların eziyet ve işkence görmemelerinin tek yolu onların kısırlaştırılmasıdır.

Hatırlar mısınız? Eskişehir belediyesi geçen sene sayısız güvercine zehirli yem vererek onları katletmişti. O canları hunharca ölmesi bizim gibi hayvan severleri nasılda derinden üzüntüye boğmuştu? Onların yaşamaya hakları yok muydu? Tabiî ki vardı. Peki ya, Kayseri’de öldürülen 1000 tane köpüşün telef edilmesi biz hayvan severleri üzmedi mi? Onlar neden öldürüldü? Bu canların yaşamaya hakları yok muydu? Vardı, değil mi? Ama eziyet görüyorlar işte.

Bazen öyle vahşi insanlar görüyorsunuz ki; oturup üzülmekten başka çareniz kalmıyor. Köpüşleri dövenler, kedicikleri tekmeleyenler, yavrucaklara minnoşlara işkence yapanlar. Hatta biz bir kediye tecavüz edilmek üzereyken kediyi kurtardık. Ne yaparsınız? İçiniz parçalanmıyor mu?

Bu canların eziyet çekmesinin tek sebebi, onların sokağa…